Yazar: Peren KISTAK
ŞİMDİ DEĞİLSE, NE ZAMAN? ŞİMDİ’Yİ ERTELEMEYİN
Çalar saatin erteleme tuşuna defaatle basmak, düzenlenmek için her gün gözünüzün içine bakan kütüphane, başlanamayan pazartesi diyetleri, posta kutunuzu daha sonra okunmak üzere dolduran yüzlerce belki binlerce e-posta, bir türlü yazılamayan raporlar, okunmak üzere biriken yayınlar, seyahatten günler önce dönmüş olmanıza rağmen kenarda hala boşaltmanızı bekleyen valiziniz, son anda güç bela yapılan ödevler, buzdolabında yenmek üzere beklemekten çürümeye yüz tutmuş meyveler, kahve davetini askıda tuttuğunuz arkadaşlarınız, gözünüzde büyüyen aramalar ve “sonra yaparım” dediğiniz, elinizin bir türlü gitmediği daha nice iş… Bunlar size tanıdık geliyor mu? Yapmanız gerekenleri sıklıkla erteler misiniz? Peki, kendinizi erteleyen biri olarak tanımlar mısınız?
Toplumda her beş kişiden birinde, öğrenciler ve akademik çalışma yürütenler arasında ise her iki kişiden birinde görülen erteleme davranışı; öncelikli ve önemli faaliyetleri, daha hoş faaliyetlerle veya daha az ilgili veya acil olmayan görevlerle değiştirme eylemini ifade eder.
Psikolojide erteleme; öngörülebilir gelecekteki olumsuz sonuçlara rağmen, bir eylemi gönüllü olarak ertelemeye yol açan ve böylece uzun vadeli faydalar yerine kısa vadeli zevkleri tercih eden davranış olarak tanımlanır. Tembellik, ilgisizlik, mükemmeliyetçilik, özgüven eksikliği, dikkat dağınıklığı, başarısızlık korkusu, başarı korkusu, seçme / karar verme korkusu, sonuçlardan korkma, sorumluluk korkusu, terkedilme korkusu, beğenilmeme korkusu, kaygı, stres, isyan, öfke, çok az da olsa (%28) kalıtsallık, hayal kırıklığına karşı düşük tolerans, gerçek dışı beklentiler, kişinin yetenekleri ve kişisel değeri ile ilgili inançlar gibi belirli duyguların bir kompleksini devreye sokan psikolojik bir olgudur.
Ertelemek, zamanı gelince yapmak anlamına gelir. Peki, o “zaman”, ne zaman? Genellikle, erteleme davranışı bir zaman yönetimi problemi olarak görülür; ancak esas yönetilemeyen zaman değil, duygulardır. Erteleyen kişi, ertelediği işi yapması gerektiğini bildiği için hem erteleme süreci sırasında sıkıntı yaşar hem de ertelediği işi daha sonra aceleyle ve daha düşük nitelikte yapacağı için ayrıca rahatsızlık duyar. Olumsuz sonuçlar vereceğini bilerek bu davranışın sürdürülmesinin nedeni, yapılması gereken işin temelindeki sıkıntı, kaygı, güvensizlik, kendinden kuşku, üzüntü gibi olumsuz duyguları yönetmekteki zorluktur. Erteleyen kişilerde, duygusal düzeyde kaygı ve gelecek hakkında yeterince düşünememe görülebilir. Ertelenen, o işi yaparken yaşanacak olumsuz duygulardır. Hershfield’in yaptığı araştırmaların gösterdiği gibi, insan gözünü kapatıp kendisini gelecek zamanda hayal ettiğinde, kendisini bir yabancı gibi algılar. Sanki bugün yapmadığı işlerden kendisi değil, bir başkası sorumlu olacakmış gibi düşünür. Bugün ertelediği işler kendisinin değil, bir başkasının sorunu olacakmış hissine kapılır. Bu nedenle ertelemek insana haz verir. Haz veren her eylem gibi ertelemek de alışkanlık yaratır. İnsan bir kere erteleyerek olumsuz duygulardan kaçınma rahatlığını tadınca, bunu tekrarlamak ister. Erteleme alışkanlığı pekiştirildiğinde, genellikle kişinin hayatının daha geniş alanlarını etkiler. Bu nedenle kendimizi sürekli olarak sayısız aktivitenin başlamasını, devam etmesini veya tamamlanmasını ertelerken buluyoruz.
“Düşünmek kolay, yapmak zordur. Dünyada en zor şey, düşünüleni yapmaktır” der Goethe. Ertelemek, insanın doğasında var. Dolayısıyla, ertelemeyi tamamen bırakmak pek mümkün değil. Bununla birlikte, uygulayacağınız birkaç adımla, bu alışkanlığın sizi ve hayatınızı ele geçirmesini önleyebilirsiniz:
• Erteleme nedenlerinizi yazın ve bunları değerlendirin. Sizce bunlar gerçek engeller mi, yoksa mazeret mi? Charlotte Lieberman’a göre ertelemenin kök nedeni duygusaldır. Bu nedenle insan bu alışkanlıktan kurtulmak için zaman yönetimi eğitimi almak yerine, duygularını nasıl yöneteceğini öğrenmelidir. Bunun için bir uzmandan yardım almayı tercih edebilirsiniz. Erteleme ihtiyacının ardındaki duyguyu adlandırmak, onu ele almaya yardımcı olabilir. Yeniden ifade etmek, yani bir durumun algılanma şeklini gözden geçirmek bile, ondan kaçınmak yerine onunla başa çıkmaya yardımcı olabilir.
• Endişelenmeyi bırakın: Büyük ihtimalle yapmak istemediğiniz işler için endişelenmeye, o işleri yapmak için harcayacağınız zamandan daha fazla zaman ayırıyorsunuz. Bunu kendinize göstermek için yapmak istemediğiniz her işin ne kadar zamanınızı alacağını hesaplayın.
• Ufak adımlarla başlayın: Bu adımlar o kadar küçük ve basit olsunlar ki, en tembel parçanız bile buna itiraz edemesin. Bir süredir ertelediğiniz bir e-posta üzerinde çalışmanız gerekiyorsa, kendinizi en azından bilgisayarınızı açmaya zorlamaya çalışın mesela. Her seferinde bir adım. İstemediğiniz bir işi yapmaya başladığınızda, beklediğiniz kadar kötü olmadığını fark edebilirsiniz Başarılı olmak, sizi devam etmeye itecek kadar tatmin edecektir.
• Götürüsünü hesaplayın: İstemediğiniz işi yapmanın keyifsiz taraflarını yazın, sonra da o işi yapmayı ertelemenin bedellerini yazın.
• Olumsuz diyaloglar: "Hiçbir şekilde bu işi yapamayacağım, bu haksızlık”, "Kesinlikle bir topluluk önünde konuşamam," "Ya bu işi mükemmel yaparım ya da hiç yapmam” vb. ertelemenize neden olan kaygılarınızla baş etmek için olumsuz gerçek olmayan düşüncelerinizi fark etmeye, değiştirmeye ve yerine gerçekçi olumlu düşünceler koymaya çalışın. Bir uzman yardımıyla düşüncelerinizin farkına varıp bu düşüncelerin hangi duyguları harekete geçirdiğini ve hangi davranışlara neden olduğu öğrenebilirsiniz. Benzer şekilde bu düşüncelerinizin yerlerine geçebilecek alternatif düşünceler üretme yoluyla duygularınızı daha etkili bir şekilde kontrol edebilmeyi öğrenebilir ve bu konuda kendinizi geliştirebilirsiniz.
• Ertelediğiniz işleri önem sırasına göre düzenleyin. 1996 yılında, Stanford Üniversitesi'nde felsefe profesörü olan John Perry, "yapılandırılmış erteleme" terimini türetmiştir: İşin püf noktası, en önemli görevleri yapılacaklar listesinin en üstüne koymak - ki zaten bundan kaçınma eğilimindeyiz - ve diğer öğeleri daha az önemli ama yine de yararlı işlerle doldurmak.
• “Yapmaktan vazgeçilecekler” listesi hazırlayın. Birçok kişinin günlük veya haftalık “yapılacaklar listesi” vardır. Bu listede yazılanlar farklı önem derecesindedir ve çoğunlukla üzerine çizgi atılanlar daha düşük öneme sahip olanlardır. Bu nedenle de erteleme davranışına engel olmazlar. “Yapmaktan vazgeçilecekler” listesi, erteleme isteğinizi devreye sokan, kaçınmanıza sebep olacak zor ya da o gün yapılması imkansız işleri kapsar ve erteleme davranışını engelleyerek, enerjinizin önem derecesi yüksek konulara odaklanmasına imkan verebilir. O makaleyi bugün yazmayacağınızdan eminseniz, onu bugünün “yapmaktan vazgeçilecekler” listesine taşıyın ve buna hayıflanmak için harcayacağınız enerjiyi, yapılacaklar listenizdeki bir başka işe harcayarak onu tamamlayın. Mutlu olun, motive olun.
• Kendinizden beklentilerinizde gerçekçi olun: İnsan olağanüstü bir hayal gücüne sahiptir ve kendini kolaylıkla geçmişe veya geleceğe yansıtabilir. Bu yansıtabilme gücünü, yarının kendisiyle "tanışmak" ve olasılıklarını gerçekçi bir şekilde hayal etmek için kullanmayı deneyin. Aslında, gelecekte daha enerjik, daha kararlı ve daha az sorunla karşılaşacağımıza inanarak sık sık erteleriz; fakat makul bir süre içinde, kendimizde bu kadar değişiklik yapamayız. Carleton Üniversitesi'nde psikolog olan Eve-Marie Blouin-Hudon, günde 10 dakika geleceğin benliğini görselleştirmeyi önerir: Nasıl giyineceksin? Hangi ruh halinde olacaksın? O e-postaya ne yazacaksın? Belki de bunların hiçbiri, gelecekte, bugün yapmakta olduğunuzdan çok farklı değildir. Mükemmeliyetçi ve katı beklentiler kaygınızı ve üzerinizdeki baskıyı artırır. Gelecekte mükemmel ve sorunsuz olacağınızı düşünerek kendinize söz vermeyin; bu beklentiler gerçekçi değil.
• Ertelemelerinizin sorumluluğunu alın: Yaptığınız her ertelemede, harcadığınızın kendi zamanınız olduğunun farkına varın. Ertelediğiniz zaman ne kadar zaman harcadığınızı hesaplayın ve o zamanı nasıl daha iyi değerlendirebileceğinizi düşünün.
• Kendinize karşı nazik olun. Erteleyen kişi korktuğunda veya kendini suçlu hissettiğinde, yalnızca o anki tereddüt için değil, aynı zamanda tüm o geçmiş için de kendini suçlar. Kendinize bir arkadaşınıza karşı kullanacağınız nezaketle hitap etmeye çalışın. Yalan söylemeden, kendinize erteleyen ilk kişi olmadığınızı ve son olmayacağınızı söyleyebilirsiniz. En azından geçmiş durumlara karşı biraz hoşgörülü olmak, sizi geride tutan belirsizlikler yığınını hafifletmenize ve mevcut soruna odaklanmanıza yardımcı olacaktır. Judson Brewer yaptığı araştırmalarda, ertelediği işleri olumsuz duygularla baş edemediği için ertelediğini kendine itiraf eden; ama bunu yaptığı için kendisini suçlamayan insanların bir sonraki seferde daha az erteleme eğilimi gösterdiğini saptamıştır. Yapması gereken işleri duygularını yönetemediği için ertelediğinin farkında olan ve kendine karşı daha anlayışlı ve şefkatli davranan bir insanın, erteleme alışkanlığından kurtulması daha yüksek bir olasılıktır.
• Harekete geçin. İstek ve motivasyon beklemeden, bir karar verin ve o işi sadece yapın. Kendinize bu konuda size yardımı olacak bir slogan belirleyin.
• Tutsak olmayın. Farkında olmasanız bile, çözülmemiş bir problem şu anda hala zihinsel ve fiziksel enerjinizi emiyor. Tutsak olmayın, taahhütlerinizi yerine getirin ve tamamlayın. Bu, başladığınız her şeyi tamamlamanız gerektiği anlamına gelmez. İzlemeye başladığınız film çok sıkıcıysa kanalı değiştirin. Başladığınız önemli görevleri tamamlamayı öğrenirseniz, “erteleme” terimi sözlüğünüzden silinecektir.
• Kendinizi ödüllendirin: Yapmayı istemediğiniz bir işi bitirdikten sonra kendinizi mutlaka tebrik edin, takdir edin, ödüllendirin.
• Yardım isteyin. Tek başınıza altından kalkamayacağınızı düşündüğünüz her adımda, yardım istemekten ya da bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin.



