“TEHLİKE  BÜYÜDÜKÇE,  ÜMİT DE BÜYÜR” Friedrich Hölderlin

Yazar: Selçuk KUZA

“TEHLİKE BÜYÜDÜKÇE, ÜMİT DE BÜYÜR” Friedrich Hölderlin

Değerli okurlar, hepimiz mükemmel bir yıl geçirmediğimizin farkındayız. Hatta 2019 sonunda başlayan global problemler ve ülke içinde yaşanan ekonomik çalkantıları değerlendirdiğimizde bu yıl sonunda kabaca üç yıllık zor bir seriyi tamamlamış oluyoruz. Bu üç yıl öncesinde yaklaşık on beş yıl süren hareketli parlayan bir dönem yaşadık. Yirmi yıl önce de büyük problemler yaşanmıştı, kırk yıl önce de. Bir yandan yükselen dönemlerde geçmişteki olumsuzlukları aklımıza getirmemek gibi bir hata yapıyorken, olumsuz dönemlerde de geçmişteki güzel dönemleri hiç aklımıza getirmemek gibi bir başka hata daha yaparak umut olgusunu göz ardı ediyoruz. Velhasıl yaşam bir döngü ve hep aynı seyirde yaşamaya imkan tanıyacak kadar basit değil. İçinde bulunduğumuz evrenin karmaşıklığı bir yana bizler her birimiz ayrı ayrı birbirine benzemeyen karmaşık varlıklarız. Yeme, içme, barınma, üreme temelde hayatta kalmaya yetiyor olsa da daha fazlasını talep etme dürtüsü fıtratımızda olduğu sürece ve yaşam var oldukça birbirimizle olan kavgamızın devam edeceği çok açık. Dolayısıyla iyi dönemlerde de kötü dönemlerde de mücadele bitmeyecektir. Ümidimizi asla kaybetmeyelim.

Asansör Vizyon Dergisi'nin 2022 yılının son sayısında yer alacak makaleme hazırlık yaparken şunu düşündüm; Sürekli bir yarış halinde hayatımıza devam ederken yaşantımıza dair, kendimize dair ne kadar çok şeyi ıskaladığımızı maalesef fark edemiyoruz, ya da farkında olmamıza rağmen ciddiye almıyoruz. Bunlar kafamda dolaşırken; zaten yıl boyunca hepimiz anlatıp tartışıp durduk; ekonomik zorluklar, dış ticaretteki problemler, iç pazardaki rekabet, lojistikte yaşanan sıkıntılar, asansörler, yürüyen merdivenler, bakım problemleri, teknik konular, kur, faiz ve benzeri bir sürü konu hepimizi yıl boyunca esir aldı.  Bu konuları düşünüp   bırak hiç girme bu konulara dedim kendime. 

Nihayetinde insanız arada bir es vermeden makine gibi yaşamanın ne anlamı var.  Elbette bir amaç uğuruna çaba gösteriyor çalışıp didinip bir çıktı elde etmeyi hedefliyoruz, ancak bunu yaparken öncelikle kendimiz ve beraberinde en yakınlarımızı ihmal ediyoruz.  Diğer yandan   hayatın nasıl algılandığıyla ilgili problemler olduğu da bir gerçek. Albert Camus’a göre en ciddi felsefi sorun “hayatın yaşamaya değer olup olmadığıdır”. Şahsen benim için bu durum tartışmaya açık bir konu değil. Elbette hayat yaşamaya değer. Benim sorum da şu: “Büyük bir hırsla çalışırken yüzlerce problemin içinde debelenirken hayatı ıskalamaya değer mi?” Bunun bir dengesi olmalı. Elbette yan gelip yatmak değil burada bahsi geçen. Zaten dengeyi yakalayabilen insanların çoğunun mutlu olduğunu görürsünüz. Bütün varlığın maddeden ibaret olduğunu düşünen ve hedonist(faydacı) bir hayat felsefesini benimseyen materyalist insanların mutlu öldüklerini düşünmüyorum. Biraz kendimize dönelim, kendimizi dinleyelim. Hepimiz mutlu olmayı hak etmiyor muyuz, siz ne dersiniz?

Değerli Asansör Vizyon okurları, 2023 yılında sektörümüzün bu değerli dergisinde yayınlanan yazılarıma ara vereceğim. Gerek yoğun iş temposunu biraz azaltma isteğim gerekse yukarıda ifade ettiğim hayata dair tespitlerle ters düşmemek adına 😊 zamanı daha kişisel alanlarda değerlendirmek istiyorum. Bu vesileyle yeni yılın sahadaki emekçilerimize, ofis personellerimize, yöneticilerimize ve işverenlerimize özetle tüm asansör sektörü paydaşlarımıza önce güvenlik ve sağlık, huzur, başarı ve elbette bol kazanç getirmesini diliyorum. 

Saygılarımla,