Enerji verimliliğinde yeni dönem: Yeşil asansörler
Mustafa GÖRMÜŞ
D Kare Gözetim Test ve Belgelendirme Genel Müdürü
Enerji verimliliği artık asansör sektöründe bir tercih değil, zorunluluk; doğru boyutlandırılmış, akıllı ve çevreye duyarlı sistemler geleceğin standartlarını belirliyor.
Asansörlerin enerji tüketimini ölçmek için dünyada hangi standartlar kullanılıyor? Türkiye’de durum nedir?
Mustafa Görmüş:
Dünyada bu konuda en güvenilir sistem ISO 25745 standardıdır. Üç bölümden oluşur: ölçüm ve hesap yöntemleri, yıllık enerji tüketimi ve enerji sınıfları (A–G), ayrıca yürüyen merdiven ve yürüyen yollarla ilgili kısımlar.
Türkiye’de bu standart TS EN ISO 25745 olarak TSE tarafından kabul edilmiştir. Artık birçok yeni projede, özellikle yeşil bina sertifikası almak isteyen AVM ve rezidanslarda, asansörlerin enerji sınıfı bu standarda göre raporlanmaktadır. ISO 25745 bugün Türkiye’de yeni nesil enerji etiketlerinin temelini oluşturuyor.
Hesaplamalar ile sahadaki gerçek ölçümler arasında farklar oluyor mu?
Mustafa Görmüş:
Evet, bu fark oldukça belirgindir. Laboratuvar ortamında yapılan hesaplamalar ideal koşullara göredir, sahada ise çok sayıda değişken vardır.
Asansör farklı hızlarda, farklı yüklerde çalışır; kapılar uzun süre açık kalabilir; kabin içi aydınlatma sürekli yanabilir. Klima, ekran gibi donanımlar da enerji tüketir.
Bu nedenle laboratuvarda 700 kWh/yıl olarak hesaplanan bir asansör, sahada 900–1000 kWh/yıl tüketebiliyor. En büyük fark genellikle boşta bekleme (standby) enerjisinden kaynaklanır.
Kapasite ve hız seçimi enerji tüketimini nasıl etkiler?
Mustafa Görmüş:
Enerji verimliliğinde doğru boyutlandırma en kritik unsurlardan biridir. Gereğinden büyük kapasite ya da yüksek hız seçimi doğrudan enerji kaybına yol açar.
Örneğin binaya 6 kişilik yerine 13 kişilik asansör kurarsanız, motor gücü ve enerji tüketimi gereksiz yere artar. Aynı şekilde 1 m/s yerine 2 m/s hız seçmek de fazla enerji harcatır.
Enerji verimliliği yalnızca motor tipiyle değil, trafik hesabına uygun kapasite seçimiyle mümkündür.
Bir binanın enerji tüketiminde asansörlerin payı nedir ve bu oran nasıl azaltılabilir?
Mustafa Görmüş:
Genellikle %3 ila %5 arasında değişir; iş merkezleri gibi yoğun kullanımlı yapılarda %10’a kadar çıkabilir.
Bu oranı azaltmak için LED aydınlatma, kabin içi bekleme süresinde uyku modu, rejeneratif motor sistemleri ve akıllı grup kontrolü gibi yöntemler uygulanır.
Bu sistemlerle toplam enerji tüketimi %30–50 oranında azaltılabilir.
Enerji etiketleri (A, B, C sınıfları) yatırım kararlarını etkiliyor mu?
Mustafa Görmüş:
Kesinlikle evet. Artık yatırımcılar A veya B sınıfı asansörleri özellikle tercih ediyor.
Bunun nedeni sadece düşük enerji maliyeti değil; aynı zamanda yeşil bina sertifikası almayı kolaylaştırması ve binanın satış veya kiralama değerini artırmasıdır.
Enerji sınıfı yüksek bir asansör, hem çevreye duyarlıdır hem de projeye değer katar.
“Yeşil asansör” kavramını nasıl tanımlarsınız?
Mustafa Görmüş:
Yeşil asansör, düşük enerji tüketimiyle birlikte çevresel etkileri de azaltan sistemdir.
A sınıfı veya üzeri enerji performansına sahiptir, kullanılmadığında uyku moduna geçer, frenleme enerjisini geri kazandırır, LED aydınlatma ve akıllı kontrol panosu içerir, yağsız senkron motor kullanır.
Ayrıca geri dönüştürülebilir, hafif malzemelerle üretilir. Yani çevre dostu, ekonomik ve akıllı bir sistemdir.
Malzeme seçimi enerji verimliliğini etkiler mi?
Mustafa Görmüş:
Evet, doğrudan etkiler. Hafif kabin ve karşı ağırlık motorun daha az güç harcamasını sağlar.
Bu nedenle günümüzde alüminyum ve kompozit malzemeler öne çıkıyor.
Çelik dayanıklı ama ağır olduğu için enerji tüketimini artırır. Ayrıca üretim sürecinde daha fazla karbon salınımı oluşturur.
Sonuç olarak hafif malzeme hem enerji tasarrufu hem de düşük karbon ayak izi anlamına gelir.
Güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar asansörlerde uygulanabilir mi?
Mustafa Görmüş:
Kısmen evet. Asansörlerin enerji talebi ani ve yüksek olduğu için sadece güneş paneliyle çalışmaları mümkün değildir.
Ancak hibrit sistemler uygulanabiliyor: güneş paneli, batarya ve bina elektriği birlikte kullanılıyor.
Bazı akıllı binalarda güneş destekli rejeneratif sistemler devrede. Frenleme sırasında enerji üretiliyor, bu enerji bina aydınlatmasında kullanılıyor. Bu sistemler gelecekte daha yaygın olacak.
Karbon ayak izi hesaplamasında nasıl bir yöntem kullanılıyor?
Mustafa Görmüş:
Temel yöntem, yıllık enerji tüketimini (kWh) ülkenin elektrik üretiminden kaynaklı karbon miktarıyla çarpmaktır.
Türkiye’de bu ortalama 0,4 kg CO₂/kWh kabul edilir.
Ayrıca üretim, taşıma ve geri dönüşüm süreçleri de EPD (Environmental Product Declaration) belgeleriyle değerlendirilmektedir.
Modern bir A sınıfı asansör yılda 200–400 kg CO₂, eski sistemler ise 800 kg’a kadar emisyon oluşturabilir.
Enerji verimli sistemlerin uzun vadeli avantajları nelerdir?
Mustafa Görmüş:
İlk yatırım maliyeti biraz yüksek olsa da, bu fark kısa sürede kapanır.
Enerji verimli sistemler %30–50 daha az elektrik harcar, bakım ihtiyacı daha azdır, sessiz ve titreşimsiz çalışır.
Yaklaşık 5–7 yıl içinde enerji tasarrufuyla kendini amorti eder. Bu da hem çevre hem yatırımcı açısından kazanç demektir.
2030’a doğru sektörde nasıl bir enerji dönüşümü bekliyorsunuz?
Mustafa Görmüş:
Asansörler çok daha akıllı ve çevreci hale gelecek.
Derin uyku modları, yapay zekâ destekli trafik yönetimi, rejeneratif enerji sistemleri, ultra hafif malzemeler ve zorunlu enerji–karbon etiketleri yaygınlaşacak.
Hedefimiz:
“Sıfıra yakın enerji tüketen asansörler.”
Bu vizyon, sektörün geleceğini şekillendirecek.



