Yazar: Hazal DURUKAN
ASANSÖR SEKTÖRÜNDE KADIN ELİ
Asansör dikey olarak ulaşım sağlayan, insan ve yük taşımada kullanılan en yaygın araç olmasının dışında, gündelik hayatımızı kolaylaştıran bir bütünün parçası, teknoloji ile her geçen gün gelişen ve değişen dünyada büyüyen bir sektör haline gelmiştir. İnsan hayatına sağladığı işlevsellik, sunmuş olduğu konfor ve güven en önemli faktörleri olmasının yanı sıra birçok kişiye istihdam sağlamaktadır.
T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 04.05.2018 tarih 30411 sayılı R.G.’de yayımlanan Asansör Periyodik Kontrol Yönetmeliği neticesinde her asansörün can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla yılda en az bir kere kontrolden geçirilmesi zorunlu hale getirilmiş, 2020 yılında Türkiye’de yaklaşık olarak 600.000 adedin üzerinde asansörün hayatımızın içinde olduğu görülmüştür. Mevcut düzen dâhilinde toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkan konut ve yerleşim sorununa bir çözüm kaynağı olarak, yüksek katlı binalar yapılması ve asansör kullanımı gösterilebilir. Ayrıca Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne göre kat adedi 3 olan binalarda asansör boşluğu bırakılması, bodrum katlar da dâhil olmak üzere kat adedi 4 ve daha fazla olanlarda ise asansör tesis edilmek zorunlu olmuştur. Bu doğrultuda asansör sektörünün gelişmesi, sürdürülebilirliği ve her geçen gün iş gücünün artması kaçınılmaz hale gelmiştir.
Asansör sektöründe yürütülen bütün faaliyetler, günümüzün en önemli sorunu olan istihdam karşısında bölgesel iş sahası sağlayan önemli bir çalışma alanı olarak kabul edilebilir. Asansörlerin monte edilmesi, periyodik bakım ve periyodik kontrolünün sağlanması genellikle o bölge ve yöredeki sektör çalışanlarına iş olanağı sağlamaktadır. Sanayi sicil uygulamaları kapsamında 2020 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na iletilen asansör üretiminde/montajında faaliyet gösteren 2.772 firma, Türk Standartları Enstitüsü’ne iletilen 3.072 asansör servis firması ve toplamda 31.586 kişiden oluşmaktadır. Ayrıca belgelendirme, periyodik kontrol gibi faaliyetlerde çalışan sayısının 30-35 bin kişi olduğu tahmin edilmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2021 yılında toplam nüfusun %49,9’unu kadınlar oluşturmaktadır. Yine istatistiklerden görülmektedir ki 2020 yılında Türkiye’de 15 yaş ve üzeri %42,8 istihdam oranı bulunmakta, bu oran kadınlarda %26,3, erkeklerde ise %59,8’e tekabül etmektedir. Ülkemizin de üye olduğu sanayileşmiş ve gelişmekte olan toplamda 38 ülke üyeliği bulunan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) 2020 yılı verileri kontrol edilmiştir. Bu örgüte üye olan ülkelerin 15 yaş ve üzeri çalışan oranı ortalaması incelenmiştir. Veriler çalışan kadın nüfus oranının %47,9 ve çalışan erkek nüfus oranın %63,3 olduğunu göstermektedir. Ayrıca OECD ülkelerinde kadın çalışan istatistiklerinde en düşük orana sahip ülkelerden biri olduğumuz görülmektedir.
Toplumsal cinsiyet ayrımı, kadınların iş gücüne katılımını engellemekle birlikte kadın istihdamının gelişimini de sekteye uğratmaktadır. Kadınlar her alanda olduğu gibi iş yaşamında da cinsiyet ayrımcılığına tabii tutulmaktadır. Gerek psikolojik, gerek fiziksel bağlamda erkek bireylerle eşit koşullara sahip olabilmek, gereken saygı ve değeri görebilmek için mücadele etmek durumundadır.
Spesifik olarak asansör sektöründe kadın-erkek çalışan verileri bulunmamakla birlikte, bu sektörde çalışan kadın sayısının diğer sektörlere kıyasla daha düşük olduğu düşünülmektedir. Bu kanıyı oluşturan en önemli sebeplerden biri de kadının asansör sektöründeki yeri ve hâlihazırda olan toplumsal yargılardır. Asansör sektörü erkek egemen bir meslek olarak görülmesinden kaynaklı olarak mesleğin icrasında gerekli olduğu varsayılan kimi niteliklerin, sadece erkeklere özgü nitelikler olduğu ve kadınlığın bu niteliklerle bağdaşmadığı önyargısına ulaşılmaktadır.
Kadın sosyal toplum düzeninde kendisine yüklenen misyonun gereklilikleri dışında; anne olmak, evlat olmak ya da eş olmanın yanı sıra bir birey olduğu göz ardı edilmemelidir. Mevcut toplumsal cinsiyet kalıp yargıları kapsamındaki geleneksel kadın rollerinden kurtulamayan kadın, mevcut rollerine yenilerini ekleyerek, ayrı gibi görünen iş ve aile kavramlarını birlikte yürütmek ve dengelemek zorunda kalmıştır. Çünkü toplumun belirlediği eril kurallar ve roller çerçevesinde davranmayan kadınlar ya kurallara uymak zorunda bırakılmakta ya da toplumdan dışlanmaktadır.
Kadınlar iş hayatının her adımında zorluklarla mücadele etmek durumunda bırakılmaktadır. Daha işe alım yapılırken dahi ilan kısmında “tercihen bay” ya da “askerliğini yapmış olmak” tabirleri kadını ikinci plana atmaktadır. Ayrıca işe alımlarda da kadınlar için ayrılan kontenjanlar oldukça sınırlıdır. İşe giriş yapıldıktan sonraki süreçte ise genellikle psikolojik baskılara maruz kalınma süreci meydana gelmektedir. Sahada aktif çalışan kadınlarımız işlerini yaparken ” Erkek gibi yap!” gibi cinsiyetçi ifadeler kullanılarak kadının mesleğine ve işine karşı saygısız tutumlar sergilenmektedir. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere yapılan işin tamamen kas gücüne dayalı bir yapı üzerine kurulu olduğu düşünülmektedir. Bu da kadının asansör sektöründe yeterli bir mevcudiyete ulaşamamasın bir diğer sebebi olarak gösterilebilir. Çünkü asansör toplumda tehlikeli bir iş ve sadece kas gücü gerektiren bir meslek sınıfı olarak görülebilir olsa da aslında bakım, onarım, tasarım, kurulum, kontrol, ARGE, ÜRGE gibi birçok süreç içeren bir meslek türü ve istihdam açısından gelecek için de etkin sektörlerden biri olacağı muhtemeldir. Bunun yanında kadınların sektördeki varlıklarının güzel örnekleri de mevcuttur. Kadınlarda yüksek miktarda bulunan düzen ve tertip mevcudiyeti, iş disiplinin yüksek olması, detaycı ve tutarlı olmaları yaptıkları işlerde de kendisini göstermektedir. Ayrıca kadının sektörde var olmasının bir diğer kazanımı da kişilerin üslubuna ve davranışlarına daha özenli davranması gerekliliğidir. Kadın elinin değdiği her yer hızla kendini belli etmektedir. Bu da sektöre yepyeni bir bakış açısı kazandırmaktadır.
Asansör sektöründe kadının varlığı toplum tarafından fazlasıyla eleştirel bir konu olmasına rağmen her geçen gün kadın mühendis, denetçi, bakım teknikeri, montaj süpervizörü gibi meslek çalışanlarının sayısının artmasıyla kadının toplumda ve sektördeki yeri güçlenmektedir. Ayrıca sahada aktif çalışan kadınlarımızın dışında bizlere sürekli olarak idari ve teknik destek sağlayan ofis kısmındaki kadınlarımızda gücümüze güç katmaktadır. 2018 yılında Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayi İş Kadınları Derneği’nin (AYSKAD) kurulmasıyla birlikte kadının asansör sektöründeki geleceği için adım atılmış, sektördeki kadın istihdamının artışına yön vermiştir. Asansörün insanlar için yalnızca bir araç olduğu ve kas gücü gerektiren bir meslek olduğu algısı zaman içinde değişecektir. Bu kapsamda yapılacak olan çalışmalar gerek söyleşiler, gerek mesleki fuarları ve sempozyumlar ile insanların asansör sektörüne olan bakış açıları değişecek, ilerleyen zamanlarda kadın istihdamına katkıda bulunacağı öngörülmektedir.
Kadın, asansör sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi var olmaya, hızla büyüyen ve gelişen dünyanın her alanında bulunmaya ve katkı sağlamaya devam edecektir. Unutulmamalıdır ki küreselleşen dünyada kadına ve kadın haklarına gerekli önem ve değer verilmedikçe demokratik açıdan hep bir adım geride kalınmış olunacaktır. Kadınların sahip olduğu haklar ülkelerin gelişmişlik seviyesinin bir göstergesidir. Kadınların işgücüne katılımı, sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir unsuru olarak hem teorik hem de politik nedenlerden dolayı önemli bir husus olarak kabul edilmektedir. Bütün bu sebep-sonuç ilişkilerinin odağında kadının asansör sektöründeki yeri her geçen gün daha da güçlendirilerek, gerekli iyileştirmeler yapılmalıdır ve kadının sektördeki varlığı kabullenilerek yenilikçi ve gelişim odaklı bir politika izlenmelidir.



