Yazar: Hatice ÇAĞIRAN
MEKANİKLEŞMEDEN ÖZÜMÜZE YOLCULUK
İnsan olmak; unutmak mı? Yoksa, her şeyi kayıtsızca, hissetmeden yaşamak mı?
Vicdan, merhamet, adalet, dayanışma ve insanlığın öz değerlerinin giderek kaybolduğu bir dünyada, belki de her birimiz kendimize önce bu soruları sormalıyız.
Böyle yaşamaya alıştırılmış mıydık? Buna baştan mı razıydık?
İnsan, sadece bedeniyle değil, ruhuyla da var olan bir varlık. Ancak bazen, hayatın karmaşası içinde ruhumuzun derinliklerine inmeyi unutuyoruz.
Duyuyoruz, görüyoruz ama hissedemiyoruz, mekanikleşiyoruz. İşte bu noktada, yeniden özümüze dönme, dünyayı kalbimizle algılama ve insan olmanın ne demek olduğunu yeniden hatırlama vakti gelmiş gibi görünüyor.
Kendini tanıma yolculuğu, insanın gerçek potansiyelini keşfetmesi ve çevresine de bu farkındalığı yansıtması için bir anahtar. Dünyayı belki değiştiremeyiz ama kendimizi değiştirerek çevremize olumlu etkiler yaratabiliriz. Kitabımızın ilk kelimesi olan "OKU"nun anlamını idrak ederek, sorgulayan, düşünen ve anlayan bireyler haline gelebiliriz.
İnsan olmanın en derin anlamı belki de önce kendi iç dünyamızla barışmak, sonra bu barışı çevremize yaymaktır. İçsel yolculuğumuz tamamlandığında, belki de dünyayı daha yaşanılır bir yer haline getirebiliriz. Bu süreçte vicdanımızı, merhametimizi ve adalet duygumuzu kaybetmeden ilerlemek, insan olmanın gerçek anlamına ulaşmamıza yardımcı olabilir.
Hayat, sanki başkaları tarafından yazılmış bir senaryoya göre ilerliyor ve bizler, bu senaryoda kendi rollerimizi oynarken, gerçek anlamda düşünme ve sorgulama yetimizi kaybediyor gibiyiz.
Toprak ve güneş gibi doğanın unsurları bile, kendi varlıklarını insanlara hizmet etmek için sunarken, bizler de insan olarak verilen bu güzelliklerin farkına varmalı, aldığımız her nefesin hakkını vermeliyiz. Ancak, bunu yaparken birey olarak bilinçlenmemiz ve yaşamın anlamını kavramamız gerekiyor.
Eğer büyük resmi görmezsek, sadece küçük parçalara odaklanır ve kaos yaratmak isteyenlerin oyununa geliriz. Bölünme, çatışma ve kaosun hakim olduğu bir dünyada, insanlar birbirine düşman olur ve bu durum, toplumun daha da parçalanmasına yol açar. Bu nedenle, bütüncül bir bakış açısıyla dünyayı ve içinde bulunduğumuz durumu değerlendirmek, insan olmanın sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak en önemli görevlerimizden biri.
Gerçekten insan olmanın zamanı geldi; kendimizi tanımak, düşünmek, sorgulamak ve bu bilinçle dünyada bir iz bırakmak. İnsan olma yolculuğunda, sadece kendi çıkarlarımızı değil, bütünün hayrını gözeten bir anlayışa sahip olmalıyız. Bu, kaos yerine barışı, karanlık yerine aydınlığı seçmek demektir.



