Muayene ve belgelendirmede "Sıfır hata" ve "Tam şeffaflık" dönemi
Muayene ve belgelendirmede “Sıfır hata” ve “Tam şeffaflık” dönemi
Uluslararası standartlar dünyası, son on yılın en köklü değişimine şahitlik ediyor. Sanayiden enerjiye, asansör teknolojilerinden bilişim sektörüne kadar güven zincirinin en kritik halkalarını oluşturan ISO/IEC 17020 ve ISO/IEC 17024 standartları, Mart 2026 itibarıyla tamamen yenilendi. Artık “uygunluk” sadece teknik bir kontrol değil; dijital izlenebilirlik ve etik dürüstlüğün ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor.
Mart 2026’da yayımlanan yeni muayene standartları, “tarafsızlık” kavramını denetlenebilir bir alan olmaktan çıkarıp katı bir veri disiplinine dönüştürüyor. Muayene kuruluşlarının çalışma prensiplerini belirleyen ISO/IEC 17020 standardındaki en radikal değişiklik, yıllardır kafa karışıklığına neden olan bağımsızlık sınıflandırmasında yaşandı.
Sektörde “Tip A, Tip B ve Tip C” olarak bilinen ve zaman zaman suistimallere açık kapı bırakan üçlü yapı sadeleştirildi. Yeni dönemde kuruluşlar artık yalnızca “Tam Bağımsız (Tip A)” olarak ya da “Tip A Olmayan” kategorisinde değerlendirilecek. Bu sadeleşme, özellikle kamu ihalelerinde ve kritik sanayi denetimlerinde kimin tamamen tarafsız olduğunun bir bakışta anlaşılmasını mümkün kılacak. Uzmanlar, bu değişikliğin denetim raporlarının uluslararası geçerliliğini ve saygınlığını artıracağı görüşünde birleşiyor.
Şikâyet ve itirazlar dijital zırh altında
2026 revizyonları, denetim ve belgelendirme süreçlerinde sadece teknik kriterleri değil, aynı zamanda etik hesap verebilirlik mekanizmalarını da sil baştan kurguladı. Yeni standartlarla birlikte bir kuruluşun kalitesi artık sadece yaptığı başarılı denetimlerle değil, kendisine gelen şikâyetleri nasıl yönettiğiyle de ölçülecek.
ISO/IEC 17020 ve 17024’ün 2026 versiyonları, hizmet alan tarafların en büyük çekincesi olan “itiraz etsem de sonuç değişmez” algısını yıkmayı hedefliyor. Yeni düzenleme; şikâyet ve itiraz yönetimini kurumların inisiyatifinden çıkararak, uluslararası bir izlenebilirlik protokolüne bağlıyor.
Yeni standartların getirdiği en radikal kurallardan biri de personel ayrıştırması zorunluluğu. Artık bir denetim sonucu itiraz edildiğinde, bu itirazı değerlendiren heyetin içinde o kararı veren veya o denetime katılan hiçbir personel yer alamayacak. Bu “tam bağımsız değerlendirme” şartı, kurumsal körlüğün ve çıkar çatışmasının önüne geçerek itiraz süreçlerine hukuki bir derinlik kazandırıyor.
Dijital izlenebilirlik ve şeffaf takvim
Şikâyetlerin “sümen altı” edilmesi dönemi, yeni standartlarla birlikte teknik olarak imkânsız hale geliyor. Personel belgelendirme süreçlerini düzenleyen ISO/IEC 17024:2026 standardı ise yapay zekâ teknolojilerini sistemin merkezine yerleştirerek bir devrime imza attı.
Düzenleme, her şikâyet ve itiraz süreci için şeffaf bir yol haritası şartı koşuyor:
• Anlık bildirim: Şikâyetin alındığına dair onay ve sürecin her aşamasında müşteriye yapılan düzenli bilgilendirmeler artık zorunlu.
• Zaman sınırı: İtirazların sonuçlandırılması için makul ve net süreler tanımlanacak; ucu açık, aylarca süren belirsizlik dönemleri sona erecek.
• Kök neden analizi: Kuruluşlar, gelen her şikâyeti bir “düzeltici faaliyet” olarak sisteme işlemek ve bu şikâyetin tekrarlanmaması için aldığı önlemleri akreditasyon kurumlarına (TÜRKAK vb.) raporlamak zorunda kalacak.
Ancak standart, “teknolojiye teslimiyet” yerine “kontrollü entegrasyon” yaklaşımını benimsiyor. Yapay zekâ tarafından alınan kararların mutlaka bir insan uzman tarafından doğrulanması şartı, dijitalleşmenin etik sınırlarını da çizmiş oluyor. Bu sayede liyakat ve yetkinlik ölçümleri artık çok daha veri odaklı ve manipülasyona uzak bir yapıya kavuşuyor.
Sektörler için ne anlama geliyor?
Bu güncellemeler; asansör, inşaat, üretim, enerji ve daha birçok sektörde faaliyet gösteren firmalar için dolaylı ama kritik etkiler yaratacak.
Çünkü denetim ve belgelendirme süreçleri, ürünlerin pazara sunulmasından uluslararası ticarete kadar birçok aşamanın temelini oluşturuyor.
Asansör dünyası için ISO/IEC 17020:2026 ve 17024:2026 revizyonları, sadece kâğıt üzerindeki değişiklikler değil; sahadaki denetim zincirinin sıkılaşması, yıllık periyodik kontrollerin doğruluğundan ruhsat süreçlerine kadar her şeyi etkileyecek bir dönüşümü ifade ediyor.
Sektörün en büyük yarası olan “yetkin olmayan personel” sorunu, ISO/IEC 17024:2026 ile çözüme bir adım daha yaklaşıyor. Personel belgelendirmesi sıkılaşırken, asansör bakım ve onarım yapan ustaların yetkinliklerini sürekli güncel tutmaları zorunlu kılınıyor. Bu durum, belgesi olan ancak bilgisi güncel olmayan “merdiven altı” faaliyetlerin sistem dışına itilmesini hızlandıracak.
Bina yönetimleri ve kat malikleri için ne değişiyor?
Bina yöneticileri için bu revizyonlar, aldıkları hizmet kalitesini sorgulayabilecekleri daha güçlü “şikâyet ve itiraz” mekanizmaları anlamına geliyor. Bir asansörün neden “kırmızı etiket” aldığına dair yapılan itirazlar, yeni standart gereği çok daha şeffaf, hızlı ve bağımsız bir heyet tarafından değerlendirilmek zorunda.
Bu da bina yönetimleri ile denetim kuruluşları arasındaki güven krizlerini minimize edecek.
Önümüzdeki süreçte Türk Akreditasyon Kurumu tarafından geçiş takviminin açıklanmasıyla birlikte, Türkiye’deki kuruluşların da yeni standartlara uyum sağlaması gerekecek.



