Yazar: Cemal İYİKÜLAH
KRİZLERİN İŞLETMELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ-2 MADDİ DURAN VARLIKLAR VE YABANCI KAYNAK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Krizlerin işletmeler üzerindeki etkilerinden birisi de Maddi Duran Varlıklar ve Yabancı Kaynaklar üzerinde yarattığı etkidir.
Maddi Duran Varlıklar
Maddi Duran Varlıklar, işletmenin mal ve hizmet üretimde uzun süre kullanılmak üzere elde tutulan fiziki varlıklardır. Bu varlıklar satılmak amacıyla değil işletmede uzun süre kullanılmak üzere alınırlar ve işletme faaliyetini devam ettirdiği sürece de satılmazlar.
Bu varlıklar sırasıyla;
- Arazi ve Arsalar,
- Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri,
- Binalar,
- Tesis Makine ve Cihazlar,
- Taşıtlar,
- Demirbaşlar,
- Yapılmakta olan Yatırımlar
Şeklindedir.
Maddi duran varlıkların ağırlığı, işletmenin faaliyet konusuna göre değişir. Faaliyet konusu üretim olan işletmeler ile ticaret işletmelerinde bu ağırlık farklılık gösterir.
Krizin Maddi Duran Varlık Üzerindeki Etkileri
Maddi Duran Varlıklar, işletme bilançosunda, aktiflerde (varlıklarda) yer alsa da Dönen Varlıklar grubuna göre likiditesi daha düşüktür. Bu gruba yapılacak yatırım kararlarının isabetli imalat öngörüleri ve iyi hesaplanmış bir yatırım projeksiyonunu içermesi gereklidir. Bu projeksiyonu sabit sermaye yatırımı olarak ta tanımlayabiliriz. Sabit sermaye yatırımları uzun vadeli nakit akışı sağlayacak harcamalardır. Sabit sermaye yatırımları dış kaynaklar ile finanse edilecekse uzun vadeli kaynak kullanılarak yatırım yapılmalıdır. Özkaynaklarla yapılıyorsa, mevcut likiditenin de kullanılmasından dolayı işletmeyi nakit sıkıntısına da sokabilecektir. Dolayısıyla yanlış bir yatırım kararı ve yanlış bir fonlama stratejisi hem işletme fonlarının heba olmasına hem de üretim maliyetlerinin ciddi manada yüksek kalmasına neden olacağı gibi işletmenin iflasına kadar gidecek bir süreci başlatabilir.
Maddi duran varlık yatırımlarının zamanlaması da son derece önemlidir. Kriz dönemlerinde piyasalarda ürüne olan talebin daralması, beklenen getiriyi azaltacağından işletme sabit maliyetlerini karşılamakta zorlanacaktır. Bu beraberinde likidite sorunlarını da getirecektir.
Bu nedenlerden dolayı işletmeler kriz dönemlerinde yatırımlarının durumuna ve mali boyutuna göre ya azaltmalı ya durdurmalı ya da tamamlamalıdırlar.
Yabancı Kaynaklar
Yabancı kaynakları, Kısa vadeli yabancı kaynaklar ve Uzun vadeli yabancı kaynaklar olmak üzere ikiye ayrılır. Her ikisi de işletmenin mali (banka kredileri) ve ticari borcu (piyasa borcu) olup vade esasına göre sıralanırlar.
Bu kaynaklar sırasıyla;
- Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar
- Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar
Şeklindedir.
Krizin Yabancı Kaynaklar Üzerindeki Etkileri
Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar, işletmelerin aktifinde bulunan varlıkların hangi kaynaklardan finanse edildiğini gösterir. Başka bir deyişle işletmenin borçlarıdır. Bu borçların büyük bir kısmı da mali borçlar (banka kredileri) ve ticari borçlardan (piyasa borçları) oluşmaktadır.
Kriz döneminde bu kaynakların kullanımı oranları krizin etki boyutunun ne olacağı konusunda önemli bir referanstır.
Mali borçların (Banka kredilerinin) yüksek olması, finansal piyasalarda yaşanacak bir daralma da artan belirsizlik ile birlikte faiz oranlarının artması işletmelerin riski ile birlikte kredi maliyetlerinin de artmasına yol açacaktır. Bununla birlikte finansal kurumların kredi kanallarını kapaması ve limit kullandırımını sınırlaması riski de söz konusu olmaktadır. Özellikle değişken faizli kredi kullanan işletmeler ciddi bir risk ile karşı karşıya kalabileceklerdir.
Ticari borçların (piyasa borçları) yüksek olması durumunda tedarikçi firmalar piyasalardaki belirsizlik nedeniyle satış vadelerini kısaltabilir aynı zaman da vade farkı oranlarını artırabilirler. İşletmeler de satış hacimlerini artırabilmek için satışlarını daha uzun vadede yapmaya başlayacak ve alış ve satış vadelerinde yaşanacak uyumsuzluk nedeniyle işletmenin nakit döngüsü de olumsuz etkilenecektir. Bu da işletmeler de likidite sorununu ortaya çıkartır.
Sonuç Olarak
Kriz döneminde işletmelerde mali borçların faiz oranı ve maliyeti (değişken faizli ve kısa vadeli krediler için) artacaktır. (özellikle yüksek kaldıraç ile çalışan işletmeler için daha risklidir.) Hatta faiz ya da anapara ödemelerinde de sorun yaşayabilecek bu da işletmenin kredibilitesini olumsuz etkileyecektir. Finans kuruluşlarının kredi limitlerini kullandırmama ya da ilave teminat talebi söz konusu olabilecektir.
Bununla birlikte piyasada yaşanan talep yetersizliği işletmenin kapasite kullanım oranını düşürecek, dolayısıyla üretim ve satış hacimlerinde daralma sonucu stokların devir hızları düşürecektir.



