09 Eylül 2026,Asansör sektöründe küresel standart birliği başlıyor: ISO 8100, Asansor Vizyon Dergisi, Asansör Adına tüm Aradıklarınız Bu Sitede

Asansör sektöründe küresel standart birliği başlıyor: ISO 8100

Mart 2026’da yayımlanan ISO 8100-1:2026 ve ISO 8100-2:2026, asansör sektöründe uzun süredir devam eden uluslararası standardizasyon çalışmalarında yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor. EN 81-20 ve EN 81-50 ile oluşturulan teknik yapı büyük ölçüde korunurken; komponent doğrulaması, elektronik güvenlik fonksiyonları, askı sistemleri, hesaplama yöntemleri ve test süreçleri daha geniş bir uluslararası çerçevede ele alınıyor. Standardın yayımlanması, EN 81-20 ve EN 81-50’nin aynı tarihte hukuken ortadan kalktığı veya bütün ülkelerin ISO 8100’e geçmek zorunda olduğu anlamına gelmiyor.

Asansör sektörünün uzun süredir takip ettiği ISO 8100 sürecinde önemli eşik 27 Mart 2026’da aşıldı. ISO 8100-1:2026 ve ISO 8100-2:2026 bu tarihte yayımlanarak nihai uluslararası standart statüsünü kazandı. Böylece 2019 sürümlerinin yerini yeni metinler aldı.

Ancak bu tarih, uzun bir teknik çalışma sürecinin son halkası. ISO’da bir standardın yayımlanması, tek bir komitenin metni hazırlayıp doğrudan yayımlaması anlamına gelmiyor. Taslaklar önce teknik çalışma gruplarında ele alınıyor, komite değerlendirmelerinden geçiyor ve ardından uluslararası üyelerin görüş ve oylarına açılıyor.

ISO 8100 sürecinde de çalışma taslaklarından Committee Draft aşamasına, ardından DIS yani Draft International Standard aşamasına geçildi. DIS aşamasında metin ISO üyelerinin değerlendirmesine sunuldu; teknik yorumlar ve oylar toplandı. Sonraki aşamada metin FDIS, yani Final Draft International Standard seviyesine taşındı ve nihai onay sürecinin ardından yayıma hazır hale geldi.

Buradaki ayrım önemli. Taslak aşamasındaki bir metin üzerinde teknik değişiklik yapılması mümkünken, FDIS sürecinin tamamlanması ve gerekli onayların alınmasıyla metin yayımlanma aşamasına geçiyor. 27 Mart 2026 itibarıyla ISO 8100-1:2026 ve ISO 8100-2:2026 artık tartışılan taslaklar değil, ISO tarafından yayımlanmış nihai standartlar.

ISO 8100-1:2026, yolcu ve yük-yolcu asansörlerinin yapım ve kurulumuna ilişkin güvenlik kurallarını ele alıyor. Asansörün tasarım ve kurulum güvenliğinin yanında bakım ve muayene sırasında görev alan personelin güvenliği de standardın kapsamındaki başlıklardan biri.

ISO 8100-2:2026 ise güvenlik açısından kritik komponentlerin tasarımı, hesaplanması, doğrulanması ve test edilmesine odaklanıyor. Kapı kilitleme tertibatları, güvenlik tertibatları, aşırı hız regülatörleri, tamponlar, askı ve dengeleme elemanları ile güvenlik devreleri bu kapsam içerisinde değerlendiriliyor. Bunun yanında kılavuz raylar, hidrolik sistemler ve çeşitli bağlantı elemanlarına ilişkin mühendislik hesapları ve teknik değerlendirmeler de ikinci bölümün önemli parçalarını oluşturuyor.

Buradaki temel yaklaşım yalnızca bir güvenlik çözümünün kullanılmasını istemek değil; kullanılan çözümün hangi hesaplama, test ve doğrulama yöntemiyle güvenli olduğunun ortaya konulmasını da sistematik hale getirmek.

EN 81’den ISO 8100’e uzananstandardizasyon süreci

EN 81 ailesinin gelişimi Avrupa’daki standardizasyon çalışmalarına dayanıyor. 1970’li ve 1980’li yıllardan itibaren geliştirilen EN 81 standartları zaman içerisinde Avrupa’da asansör güvenliğinin ortak teknik temelini oluşturdu.

Bu sürecin önemli aşamalarından biri 2014 yılında EN 81-20 ve EN 81-50’nin yayımlanmasıydı. Daha sonra bu standartlar Avrupa dışında çalışan üretici ve mühendislik firmaları tarafından da önemli teknik referanslar olarak kullanılmaya başladı.

Ancak dünya genelindeki bütün asansör pazarları aynı teknik standardizasyon sistemini kullanmıyor. Kuzey Amerika’daki ASME sistemi bunun en bilinen örneklerinden biri. Farklı ülkelerde ulusal mevzuatlar, yerel standartlar ve uygunluk değerlendirme sistemleri bulunuyor.

ISO 8100’ün temel önemi bu noktada ortaya çıkıyor.

Amaç bütün ulusal mevzuatların aynı anda ortadan kaldırılması değil; farklı pazarlarda çalışan üreticiler, mühendisler, belgelendirme kuruluşları ve proje tarafları için ortak bir uluslararası teknik referans oluşturmak.

Bu nedenle ISO 8100, EN 81 ile oluşan teknik birikimin daha geniş bir uluslararası platforma taşınması açısından değerlendiriliyor.

EN 81-20/50’den ISO 8100-1/2’ye:Teknik yapı nasıl değişti?

ISO 8100’ü anlamanın en önemli noktalarından biri, standardın EN 81 ailesiyle olan ilişkisi.

EN 81-20 ile EN 81-50’nin sektördeki görev paylaşımı yıllardır belirli bir yapı üzerinden ilerliyordu. EN 81-20 asansörlerin yapım ve kurulumunda uygulanması gereken güvenlik kurallarına odaklanırken, EN 81-50 güvenlik açısından kritik komponentlerin tasarımı, hesaplamaları, incelemeleri ve testlerini kapsıyordu.

Bu nedenle ISO 8100 ile EN 81 arasında tamamen kopuk iki ayrı teknik sistemden söz etmek doğru değil. Aksine EN 81-20 ve EN 81-50 ile oluşan teknik birikimin ISO çatısı altında daha geniş bir uluslararası standardizasyon yaklaşımına taşınması söz konusu.

Ancak ISO 8100’ü yalnızca EN 81 standartlarının farklı numaralarla yeniden yayımlanması şeklinde değerlendirmek de eksik kalıyor. Yeni standartlarda temel güvenlik yaklaşımı ve EN 81’den gelen teknik birikim devam ederken, özellikle doğrulama yöntemleri, güvenlik fonksiyonlarının sistem içerisindeki ilişkisi, alternatif teknik çözümlerin değerlendirilmesi ve test yaklaşımı daha görünür hale geliyor. Değişim genel hatlarıyla şu şekilde özetlenebilir:

ISO 8100’daki teknik değişimin ortak noktalarından biri, güvenliğin yalnızca komponent bazında değil sistem içerisindeki etkileşimleriyle birlikte değerlendirilmesi. Bir askı elemanının kendi başına gerekli dayanımı sağlaması yeterli olsa da tamamlanmış asansör açısından askı elemanı, kasnak, çekiş koşulları ve bağlantıların birlikte oluşturduğu sistemin güvenliği önem taşıyor. Benzer şekilde bir frenin mekanik performansı kadar motor, sürücü ve kumanda sistemiyle doğru şekilde çalışması; elektronik bir güvenlik fonksiyonunun ise arıza durumunda sistemi güvenli duruma taşıyabilmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni yapıda komponent uygunluğunun yanında sistem entegrasyonu ve güvenlik fonksiyonlarının birlikte doğrulanması daha görünür hale geliyor.

Dolayısıyla yeni dönemin önemli kavramlarından biri “doğrulanabilir güvenlik” olacak. Bir komponentin veya güvenlik fonksiyonunun yalnızca tasarlanmış olması değil, ilgili hesaplamalar ve testlerle öngörülen güvenlik seviyesini sağladığının gösterilmesi daha fazla önem kazanıyor.

ISO 8100 yayımlandı ancak EN 81-20ve EN 81-50 hukuken sona ermedi

ISO 8100’un yayımlanmasının ardından Avrupa standardizasyon sürecinde de önemli bir aşamaya geçildi. 17 Haziran 2026’da EN ISO 8100-1 ve EN ISO 8100-2’nin Avrupa standardizasyon sistemindeki yerini almasıyla birlikte, ISO düzeyinde yayımlanan yeni teknik yapı Avrupa standardı niteliği de kazandı. Ancak bir standardın EN ISO olarak yayımlanması, onun Avrupa Birliği mevzuatı kapsamında aynı anda uyumlaştırılmış standart haline geldiği anlamına gelmiyor. Bu nedenle ISO standardının yayımlanması, Avrupa standardı olarak kabul edilmesi ve AB mevzuatı kapsamında uyumlaştırılması birbirinden ayrı aşamalar olarak değerlendirilmeli.

Avrupa Birliği açısından temel hukuki çerçeveyi Asansörler Direktifi 2014/33/EU oluşturuyor. Uyumlaştırılmış standartlar, Direktif'teki temel sağlık ve güvenlik gereklerinin karşılanmasında önemli bir araç. Ancak bir ISO standardının yayımlanmış olması, onun kendiliğinden AB mevzuatında uyumlaştırılmış standart statüsüne geçtiği anlamına gelmiyor. Uyumlaştırılmış standartların referanslarının Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde yayımlanması, uygunluk karinesinin hukuki dayanağı açısından belirleyici.

EN 81-20:2020 ve EN 81-50:2020 bunun somut bir örneği. Avrupa Komisyonu, söz konusu standartları 2014/33/EU Direktifi kapsamında değerlendirdi ve referanslarını Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde yayımladı. Komisyon kararında bu standartların kapsadıkları temel sağlık ve güvenlik gereklerini karşıladığı, önceki 2014 sürümlerinin ise geçiş düzenlemeleriyle geri çekildiği açıkça belirtiliyor.

Dolayısıyla ISO 8100’ün 27 Mart 2026’da yayımlanması, EN 81-20 ve EN 81-50’nin bütün Avrupa uygulamalarında aynı gün hukuken ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. ISO 8100’ün Avrupa pazarındaki hukuki ağırlığı; Avrupa standardizasyon sistemi, mevzuat ve uyumlaştırılmış standart süreci içerisindeki konumuyla birlikte şekillenecek.

Türkiye açısından da benzer bir yaklaşım söz konusu. Türkiye’de asansörlerin piyasaya arzına ilişkin mevzuat ve buna bağlı uyumlaştırılmış standartlar, piyasaya arz ve uygunluk değerlendirme süreçlerinde temel çerçeveyi oluşturuyor. Dolayısıyla “ISO 8100 yayımlandı” bilgisi ile “Türkiye’de bütün asansör ve komponentlerin artık ISO 8100’e göre üretilmesi zorunlu” sonucu birbirinden ayrılmalı.

Üreticilerin mevcut EN standartlarına göre alınmış tip onay belgelerinin geçerlilik süreleri ve yeni standarda adaptasyon için bir geçiş dönemi öngörülüyor. Ancak geçişin tek bir tarihle tanımlanması mümkün değil. Standardizasyon sistemindeki geri çekme takvimi, AB mevzuatı kapsamında uyumlaştırılmış standartlara ilişkin OJEU süreci ve Türkiye’deki ulusal uygulama takvimi ayrı aşamalarda ilerleyecek.

Sektör temsilcilerinin, bu geçiş sürecini beklemeden, özellikle PESSRAL ve elektronik izleme sistemleri konusunda Ar-Ge entegrasyonlarına hız vermesi, küresel pazardaki ihracat hacmini korumak ve artırmak adına kritik önem taşıyor.

Süregelen stadardizasyon sınırlamalarında Avrupa normları (EN) ve Kuzey Amerika standartlarının (ASME), bölgesel regülasyonların yarattığı ticari ve teknik bariyerlerle mücadele eden sektör; artık "Tek Dünya, Tek Standart" vizyonuyla hareket edebilecek. Ancak ISO 8100’ü sadece uluslararası bir uyumlaşma çabası veya EN 81-20/50’nin bir adım ötesi olarak görmek büyük bir yanılgı olur.

Bu yeni standart, mühendislik yaklaşımlarında, üretim bandında ve güvenlik algısında köklü bir zihniyet değişimini, yani bir paradigma değişimini temsil ediyor.

Türkiye’de geçiş standardizasyon, mevzuat ve uygunluk değerlendirmesiyle birlikte şekillenecek

Türkiye’de ISO 8100’a geçiş yalnızca yeni standardın ulusal sisteme aktarılmasıyla tamamlanmayacak. Standardizasyon, mevzuat, uygunluk değerlendirmesi ve test altyapısının birbiriyle uyumlu biçimde ilerlemesi gerekecek.

TSE’nin yeni EN ISO standartlarını ulusal standardizasyon sistemi içerisindeki konumu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Asansör Yönetmeliği kapsamındaki uygulama yaklaşımı, onaylanmış kuruluşların yeni teknik gerekliliklere yönelik değerlendirmeleri ve laboratuvarların test kapasitesi aynı geçiş sürecinin farklı parçalarını oluşturacak.

Dolayısıyla Türkiye’nin yeni standarda hazırlığı yalnızca üreticilerin teknik kapasitesi üzerinden değerlendirilemez. Standardizasyon kuruluşu, kamu otoritesi, uygunluk değerlendirme kuruluşları, laboratuvarlar ve sektör firmalarının geçiş takvimini uyumlu biçimde yönetmesi, uygulamada oluşabilecek farklılıkların azaltılması açısından önem taşıyacak.

ISO 8100 bütün ülkelerde aynı anda uygulanmayacak

ISO 8100’ün yayımlanmış olması, bütün ülkelerin aynı gün bu standardı kendi mevzuatına almak zorunda olduğu anlamına gelmiyor. ISO standartları uluslararası teknik referanslar olarak hazırlanıyor; bunların belirli bir ülkedeki hukuki ve teknik karşılığı ise o ülkenin mevzuatı, ulusal standardizasyon sistemi ve uygunluk değerlendirme yapısı üzerinden belirleniyor.

Bu nedenle ISO 8100’ün yaygınlaşması ile “tek standart, tek pazar” sonucu arasında doğrudan bir bağlantı kurmak mümkün değil. Bir ülke ISO 8100’ü ulusal standardına aktarabilir, başka bir ülke mevcut standartlarıyla birlikte kullanabilir veya belirli projelerde teknik referans olarak kabul edebilir.

Bununla birlikte ISO 8100’ün uluslararası düzeyde yayımlanmış olması önemli bir avantaj sağlıyor. Farklı pazarlardaki teknik görüşmeler için ortak bir referans noktası ortaya çıkıyor. Özellikle ihracat yapan firmalar açısından tasarım, hesaplama, test ve komponent doğrulaması gibi alanlarda ortak bir teknik dilin yaygınlaşması, sınır ötesi projelerde iletişimi kolaylaştırabilir.

Türkiye açısından da gelişmenin doğrudan ve otomatik bir hukuki sonuç doğurmadığını belirtmek gerekiyor. ISO 8100-1:2026 ve ISO 8100-2:2026’nın yayımlanması, Türkiye’de mevcut yükümlülükleri kendiliğinden değiştirmiyor. Asıl değişimin boyutunu, standardın ulusal sisteme nasıl aktarılacağı ve ilgili mevzuatla nasıl ilişkilendirileceği belirleyecek.

Üreticiler açısından değişim yalnızca belge değişikliği olmayacak

ISO 8100’e geçişin sektör üzerindeki etkisinin yalnızca mevcut standart belgelerinin yenileriyle değiştirilmesi şeklinde değerlendirilmesi yeterli olmayacak.

Yeni dönemde üreticiler açısından öne çıkacak başlıklar;

• tasarım hesaplarının standardın doğrulama yaklaşımıyla uyumlu hale getirilmesi,

• güvenlik kritik komponentlerin test altyapısının gözden geçirilmesi,

• elektronik güvenlik fonksiyonlarının değerlendirilmesi,

• yeni askı sistemlerinin doğrulama yöntemlerinin oluşturulması,

• ürün ailelerine ilişkin teknik dosyaların güncellenmesi,

• test sonuçlarının ve hesaplamaların izlenebilir hale getirilmesi,

• farklı pazarlardaki standart ve mevzuat gerekliliklerinin birlikte yönetilmesi

olacak.

Özellikle komponent üreticileri açısından ürün geliştirme ile test ve doğrulama süreçleri arasındaki bağ daha önemli hale gelecek.

Mekanik güvenlikten yazılım tabanlı güvenliğe

Geleneksel asansör mühendisliğinde güvenlik; limit şalterleri, hız regülatörleri, fren blokları ve tamponlar gibi tamamen mekanik ve fiziksel bileşenlerin omuzlarındaydı. ISO 8100 ile birlikte bu yük, mikroişlemcilerin ve güvenlik algoritmalarının üzerine kayıyor.

Standardın en büyük devrimi, PESSRAL (Programlanabilir Elektronik Sistemlerin Güvenlikle İlgili Uygulamaları) konseptini merkeze almasıdır. Artık güvenlik devrelerinde çift kontaklı mekanik şalterler yerine, SIL2 veya SIL3 (Güvenlik Bütünlük Seviyesi) sertifikasına sahip akıllı elektronik kartlar ve yazılımlar ön planda. Bu durum; kuyu kopyalama sistemlerinin, mutlak enkoderlerin ve elektronik hız regülatörlerinin asansörün ana sinir sistemi haline gelmesi demek. Kumanda panosu üreticilerimiz için donanım maliyetleri yazılım Ar-Ge'sine dönüşürken, hata tespiti milisaniyeler seviyesine iniyor.

Kuralcı tasarımdan performans odaklı tasarıma

Eski standartlar tasarımcıya dar bir koridor sunardı: "Bu parçayı şu kalınlıkta çelikten, şu boyutlarda yapacaksın." ISO 8100 ise üreticiye şu mesajı veriyor: "Hangi malzemeyi veya teknolojiyi kullandığınla ilgilenmiyorum; bana sistemin istenen güvenlik performansını sağladığını kanıtla."

Bu yaklaşım, inovasyonun önündeki en büyük engeli kaldırıyor. Özellikle karbon fiber askı sistemleri, aerodinamik kabin tasarımları veya kuyu dibi sönümleme teknolojilerinde üreticiler artık katı geometrik kurallara takılmadan risk değerlendirmesi metodolojisiyle yeni ürünler geliştirebilecek. Bu özgürlük, Ar-Ge departmanları güçlü olan Türk markaları için küresel pazarda benzersiz ürünler çıkarma fırsatı sunuyor.

Reaktif bakımdan kestirimci izlemeye

Asansör bakım mantığı on yıllardır aynı şekilde işliyordu: Bir bileşen arızalanır veya aşınır, bakım personeli periyodik kontrolde bunu gözle tespit eder ve değiştirir.

Yeni ISO 8100, gözle muayene dönemini yavaş yavaş kapatarak 7/24 elektronik durumu izleme dönemini başlatıyor.

Özellikle çelik halat alternatifleri (poliüretan kaplı kayışlar vb.) ve fren sistemleri için getirilen durum izleme zorunluluğu, asansörü bir IoT cihazına dönüştürüyor. Asansör artık kendi sağlığını anlık olarak takip edecek, tel kopmalarını veya anormal sürtünmeleri algılayıp sistemi otonom olarak hizmet dışı bırakacak veya bakım firmasına sinyal gönderecek. Bu paradigma, bakım firmalarının iş modelini de arıza tamiri yerine veri analizine dayalı önleyici müdahaleye dönüştürecek.