Kayseri’de asansör sektörünün mevzuat ve ürün güvenliği konuşuldu
Türkiye Asansör Sanayicileri Federasyonu (TASFED) ile Kayseri Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği (KAYSAD) iş birliğinde düzenlenen “Asansör Sektöründe Ürün Güvenliği, PGD Mevzuatı ve Sahaya Yansımaları Semineri”, 17 Temmuz 2026 tarihinde Kayseri Ticaret Odası’nda gerçekleştirildi.
Türkiye asansör sektöründe mevzuatın sahadaki uygulanışı, ürün güvenliğinin sağlanması ve denetim süreçlerinin etkinliği son yılların en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu kapsamda TASFED ile KAYSAD tarafından Kayseri’de düzenlenen seminer, sektörün farklı taraflarını aynı masa etrafında buluşturarak yalnızca mevcut uygulamaların aktarılmasını değil, sahada yaşanan sorunların ve çözüm önerilerinin de doğrudan kamu temsilcileriyle paylaşılmasını sağladı.
Programda TASFED Federasyon Müdürü Gülay Pala Binboğa, TASFED’in kurumsal yapısı ve bugüne kadar yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verirken; TASFED Başkan Vekili Zafer Karabay, PGD kontrollerini sektörün sahadaki deneyimleri üzerinden değerlendirdi. Türk Standardları Enstitüsü adına Ahmet Boz, asansörlere yönelik piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında yürütülen muayene ve analiz süreçleri ile sayısal verileri paylaştı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı adına Esra Kaybal ise Bakanlığın asansör ve güvenlik aksamlarına yönelik güncel denetim yaklaşımını, risk değerlendirme yöntemlerini ve sahada en sık karşılaşılan uygunsuzlukları aktardı.
TASFED’in kurumsal yolculuğu ve sektördeki rolü anlatıldı
Programın açılış bölümünde TASFED Federasyon Müdürü Gülay Pala Binboğa tarafından Federasyonun kuruluşundan bugüne uzanan kurumsal yolculuğu ve sektör adına yürüttüğü çalışmalar ele alındı.
Sunumda TASFED’in temel kuruluş amacının Türkiye genelinde faaliyet gösteren asansör sektörü derneklerini ortak bir yapı altında buluşturmak, sektörün tek ses halinde temsil edilmesini sağlamak ve mevzuat çalışmalarında sektörün görüşlerini kamu kurumlarına aktarmak olduğu belirtildi. Türkiye’de asansör sektöründeki sivil toplum yapılanmasının önce dernekler üzerinden geliştiği, daha sonra ASGEP çatısı altında bir platform oluşturulduğu ve çalışmaların sonucunda 2013 yılında ASFED’in kurulduğu aktarıldı. Kuruluşunda 8 derneğin yer aldığı Federasyonun zaman içerisinde 17 üye derneğe ve bu dernekler üzerinden yaklaşık 750 firmaya ulaşan bir yapıya dönüştüğü ifade edildi. Federasyonun daha sonra “Türkiye” ibaresini kullanma hakkı kazanarak Türkiye Asansör Sanayicileri Federasyonu adıyla sektörün çatı kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdürdüğü belirtildi.
TASFED’in faaliyetlerinin yalnızca sektörün sorunlarını gündeme taşımakla sınırlı olmadığı; mevzuat, eğitim, hukuki çalışmalar, seminer ve çalıştaylar, üye derneklerle ilişkiler, sosyal sorumluluk projeleri ve organizasyonlar gibi geniş bir alanı kapsadığı kaydedildi. Federasyonun Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı nezdinde sektörün güncel beklentilerini aktardığı, Asansör Teknik Komitesi (ASTEK) toplantılarına düzenli olarak katıldığı ve yönetmelik, tebliğ ve standart taslaklarına ilişkin sektör görüşlerini derneklerden toplayarak ilgili kurumlara ilettiği anlatıldı.
Sektör firmalarının bakım sözleşmelerinde karşılaştığı sorunlara yönelik olarak TASFED Teknik Komitesi ve hukukçularının katkısıyla örnek bakım sözleşmesi hazırlandığı, ayrıca firmaların kendi maliyet yapılarını değerlendirebilmeleri amacıyla bir bakım maliyet analiz çalışmasının üyelere ulaştırıldığı da sunumda paylaşıldı.
Federasyonun teknik bilgi paylaşımına yönelik çalışmalarına da geniş yer verildi. TS EN 81-28+AC uzaktan alarm standardına ilişkin çalıştay, regülatör, fren ve UCM sistemlerine yönelik toplantılar, kamu ve sektör buluşmaları, MESYEB’de kamu, TSE, test merkezleri ve belgelendirme kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen istişare toplantıları ile “Regülatör, Güvenlik Tertibatı ve Tampon Ürün Belgelendirme ve PGD Süreçleri Semineri” bu çalışmalar arasında sıralandı.
Eğitim çalışmaları da TASFED’in ana gündemlerinden biri
Gülay Pala Binboğa’nın sunumunda sektörün nitelikli teknik personel ihtiyacına yönelik çalışmalar da öne çıktı. TASFED ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 2018 yılında imzalanan mesleki eğitim iş birliği protokolü kapsamında meslek liselerinin Elektrik-Elektronik Teknolojileri Alanı Asansör Sistemleri dalının geliştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildiği belirtildi.
Bu kapsamda atölye ve laboratuvarların kurulması, öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimlerin gerçekleştirilmesi, öğrencilerin işletmelerde beceri eğitimi ve staj imkânlarının artırılması, öğretim materyallerinin hazırlanması ve öğrencilerin sektörel teknik gezi ve fuarlara katılımının desteklenmesi gibi çalışmalar yürütüldüğü ifade edildi. Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Gaziantep olmak üzere dört pilot ilde TASFED Akademilerin kurularak Milli Eğitim Bakanlığına teslim edildiği aktarıldı.
Mesleki yeterlilik sınavları öncesinde teknik personele hazırlık eğitimleri verilmesi, yeni standart ve yönetmeliklere ilişkin eğitimlerin düzenlenmesi ve itfaiye personeline asansörden kurtarma eğitimleri verilmesi de Federasyonun eğitim faaliyetleri arasında yer aldı.
Zafer Karabay PGD uygulamalarını sektörün gözünden değerlendirdi
Seminerin dikkat çeken bölümlerinden biri TASFED Başkan Vekili ve Makine Mühendisi Zafer Karabay’ın PGD kontrollerine ilişkin sunumu oldu. Karabay, denetimlerin gerekliliğinin yanı sıra uygulamada sektör firmalarının karşılaştığı sorunlara dikkat çekerek süreçlerin daha açık, öngörülebilir ve ülke genelinde standart hale getirilmesine yönelik TASFED’in değerlendirme ve önerilerini paylaştı.
Karabay’ın sunumunda ilk olarak PGD sırasında kullanılan kontrol formları gündeme geldi. Duyusal incelemelerde kullanılacak kontrol listelerinin açık biçimde belirlenerek sektörle paylaşılması, denetim sonunda hazırlanan formun firma temsilcisi ile karşılıklı olarak imza altına alınması ve bir nüshasının firmaya verilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca denetim kriterlerinin bölgesel farklılık göstermemesi için Bakanlık, TSE ve sektör temsilcilerinin bir araya gelerek ortak kontrol formları oluşturması ve denetimlerin bütün illerde aynı kriterlerle gerçekleştirilmesi talebi dile getirildi.
PGD sonucunda uygunsuzluk tespit edilen durumlarda doğrudan cezai işlem uygulanması yerine firmaya savunma yapma ve düzeltici faaliyet gerçekleştirme imkânı tanınması da sunumdaki öneriler arasında yer aldı. Karabay’ın sunumunda örnek olarak 60 günlük bir düzeltme süresinin değerlendirilebileceği ifade edildi. Denetimde ortaya çıkan kusurun müteahhitten, montaj firmasından, bakım firmasından veya yapıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi ve ücret ile yaptırımların buna göre gerçek sorumluya yöneltilmesi gerektiği vurgulandı.
TASFED ayrıca yapı kaynaklı eksikliklerde sorumluluğun montaj veya bakım firmasına yüklenmemesi, bina sahibi, müteahhit, yönetici veya ilgili kurumun sorumluluk alanlarının açık biçimde tanımlanması gerektiğini gündeme getirdi. PGD sürecinin başından sonuna kadar işleyecek bir akış şemasının hazırlanması ve duyusal inceleme ile teknik muayene kontrol listelerinin sektörle paylaşılması da öneriler arasında yer aldı.
Şikâyet üzerine gerçekleştirilen denetimlerde ise şikâyet konusuyla denetim raporunda yer verilen hususlar arasındaki ilişkinin açık olması gerektiği belirtilirken, asansör piyasaya arz edildikten ve bakım sorumluluğu başka bir firmaya geçtikten sonra ortaya çıkan eksikliklerde montaj ve bakım firmasının sorumluluk alanlarının birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekildi.
Bakım firmalarının sorumlulukları ayrıntılı şekilde ele alındı
Karabay’ın sunumunun önemli bir bölümünü Hizmet Yeterlilik Belgesine sahip asansör firmalarının yükümlülükleri oluşturdu. Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliği hükümleri üzerinden yapılan değerlendirmelerde bakım sözleşmelerinin içeriğinden bakım kayıtlarına, teknik personel istihdamından kurtarma eğitimlerine kadar çok sayıda konu ele alındı.
Birden fazla asansörü kapsayan bakım sözleşmelerinde her asansörün kimlik numarası ile açık adresinin yer alması gerektiği, ayrıca asansörde cihaz veya şifreleme yoluyla bir engelleme ya da kısıtlama bulunup bulunmadığına ilişkin bilginin sözleşmeye yansıtılmasının önemine dikkat çekildi. Yeni bir bakım sözleşmesi imzalandığında gerekli durumlarda asansörün genel durumunu ortaya koyan durum tespit raporunun hazırlanması gerektiği de hatırlatıldı.
Her bakımda gerçekleştirilen işlemlerin TS EN 13015 standardının gereklerini içerecek şekilde bakım föyüne işlenmesi, föyün bir nüshasının bina sorumlusuna verilmesi ve aksam veya parça değişiklikleri ile bildirilen kazaların asansör kayıt defterine kaydedilmesi gerektiği aktarıldı. Ayrıca bakım sözleşmesi sonrasında bina sorumlusunun belirleyeceği kişilere yılda en az bir kez acil durumda kurtarma eğitimi verilmesi ve bu eğitimlerin tutanakla kayıt altına alınması gerektiği belirtildi.
Sunumda kırmızı etiketli ve “güvensiz” olarak sınıflandırılan asansörlere ilişkin bakım hizmeti şartları, bakım faaliyetinde görev alan teknik personelin sözleşmelerde tanımlanması, TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi askıya alınan veya iptal edilen servislerin faaliyet durumu, yeterli teknik personel ve yedek parça bulundurma yükümlülüğü gibi konular da değerlendirildi.
Yetkili servislerde en az bir servis teknik sorumlusu, iki teknik bakım ve onarım personeli ile bir idari personelin tam zamanlı istihdamına ilişkin hükümler, personel değişikliklerinde uyulması gereken süreler ve mesleki sorumluluk sigortası yükümlülüğü de sunumun önemli başlıkları arasında yer aldı.
İdari para cezaları ve firma riskleri örneklerle anlatıldı
Karabay, firmaların PGD ve hizmet denetimlerinde karşılaşabilecekleri mali sonuçları da örneklerle anlattı. Sunumda 2026 yılı için TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi olmadan hizmet verme konusunda 550 bin TL, mesleki sorumluluk sigortası eksikliği için 15 bin 82 TL ve sözleşme, bakım föyü veya kayıt defteri gibi evrak eksikliklerinde ihlal başına 25 bin ila 30 bin TL aralığında tutarlar örnek olarak paylaşıldı.
Personel eksikliği için sunulan örnek hesaplamada ise eksik personel sayısı ile eksik çalışılan ay sayısının 35 bin TL ile çarpıldığı bir hesaplama modeli gösterildi. Bir teknik bakım personelinin toplam dört ay eksik çalıştığı örnek senaryoda 140 bin TL toplam idari para cezası hesaplandı.
Sunumda yer alan “2026 İhbar Riski Isı Haritası”nda ise firmalar açısından yüksek mali sonuç doğurabilecek kritik ihlaller, personel ve idari ihlaller ile operasyonel ihlaller ayrı gruplar halinde gösterildi. Bu tabloda Hizmet Yeterlilik Belgesi olmadan bakım hizmeti verilmesi, garanti kapsamındaki asansöre hizmet sunulmaması, personel eksikliği, bakım sözleşmesi veya bakım föyü bulunmaması ve mesleki sorumluluk sigortası eksikliği gibi başlıklar öne çıkarıldı.
Karabay, sunumunu asansör sektörünün daha güvenli, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için kamu ile sektörün birlikte çalışmaya devam etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı.
Ahmet Boz TSE’nin PGD ve Muayene süreçlerini aktardı
Türk Standardları Enstitüsü adına seminere katılan Ahmet Boz, asansörlere yönelik piyasa gözetimi ve denetiminin mevzuat altyapısı ile test ve muayene süreçlerini ele aldı.
TSE sunumunda Asansör Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği’nin temel amacının, Asansör Yönetmeliği (2014/33/AB) kapsamında piyasaya arz edilen asansörlerin teknik gerekliliklere uygunluğunun denetlenmesi ve denetim sonucunda alınacak önlemlerin usul ve esaslarının belirlenmesi olduğu aktarıldı. PGD’nin insan sağlığı ve güvenliği, tüketicinin korunması, çevrenin korunması ve kamu emniyetinin sağlanması gibi temel kamu yararı hedefleri doğrultusunda yürütüldüğü belirtildi.
Denetimlerde ihtiyaç duyulması halinde ürünün uygunluk değerlendirme sürecinde yer almamış kuruluşların test ve muayene imkânlarından yararlanılabildiği, ancak test ve muayene sonucuna ilişkin nihai karar yetkisinin Bakanlığın merkez teşkilatı veya ilgili il müdürlüğünde olduğu vurgulandı.
Sunumda TSE’nin PGD kapsamındaki test ve muayene faaliyetlerine ilişkin sayısal veriler de paylaşıldı. Buna göre 2020’de 263 olan test ve muayene sayısı 2021’de 510, 2022’de 402, 2023’te 430, 2024’te 620 ve 2025’te 452 olarak gerçekleşti. Mayıs 2026 tarihli sunumda 2026 yılı için 147 test ve muayene kaydı yer aldı.
Muayene sonuçlarına ilişkin veriler de dikkat çekti. 2025 yılında toplam 434 işlem içerisinde 234 sonuç “güvenli”, 182 sonuç “güvensiz” olarak kaydedilirken 18 işlemde tutanak düzenlendi. Aynı yıl gerçekleştirilen 434 işlemin 249’unu periyodik muayeneler, 185’ini ise takip muayeneleri oluşturdu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı denetimlerin risk temelli yapısını anlattı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı adına seminere katılan Esra Kaybal tarafından aktarılan bölümde ise asansör ürün grubuna ve asansör güvenlik aksamlarına yönelik denetim faaliyetleri ayrıntılı şekilde ele alındı.
Bakanlık sunumunda denetim sisteminin 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu, 1705 sayılı Kanun, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği, Asansör Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği, Asansör Yönetmeliği (2014/33/AB), Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliği ve Asansör Periyodik Kontrol Yönetmeliği başta olmak üzere geniş bir mevzuat altyapısına dayandığı belirtildi.
Asansör açısından AB uygunluk beyanının, tescil belgesinin, montaj faturasının, tescil öncesi ilk periyodik kontrol raporunun veya garanti belgesinin düzenlenmiş olması gibi durumların PGD sürecinin başlatılmasında esas alınabildiği; güvenlik aksamlarında ise AB uygunluk beyanı, fatura, irsaliye ve ürünün piyasada bulundurulması gibi unsurların piyasaya arz değerlendirmesinde dikkate alındığı açıklandı.
Denetim kapsamının insanların taşınmasında kullanılan asansörlerden insan ve yük asansörlerine kadar uzandığı; hizmet ve hizmet yeri denetimlerinin ise bakım firmaları, bina sorumluları, A tipi muayene kuruluşları ve servis teknik sorumlularını da kapsadığı aktarıldı.
Bakanlık koordinasyonundaki PGD faaliyetlerinin 81 ilde Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüklerinde görevli denetim personeli tarafından yürütüldüğü belirtildi. Denetimlerin resen, şikâyet veya ihbar üzerine ya da yıllık denetim planları çerçevesinde yapılabildiği; tespit edilen uygunsuzlukların düşük, orta ve ciddi risk olmak üzere sınıflandırıldığı ifade edildi. Risk seviyesine göre 7223 sayılı Kanun kapsamında idari yaptırımlardan gerektiğinde asansörün mühürlenerek hizmetten men edilmesine kadar farklı tedbirlerin uygulanabildiği aktarıldı.
En sık görülen uygunsuzluklar açıklandı
Bakanlık tarafından oluşturulan risk değerlendirme metodolojisinde incelenen 167 uygunsuzluğun 67’sinin düşük, 59’unun orta ve 41’inin ciddi risk grubunda değerlendirildiği belirtildi.
Asansör PGD faaliyetlerinde en sık karşılaşılan uygunsuzluklar arasında aşırı yük sensörünün uygun olmaması, durak kapısı kilitleme tertibatlarının şöntlenmesi, durak kapılarındaki kapanma kuvvetinin uygun olmaması, topraklama bağlantılarındaki eksiklikler, kabin üstü ve kuyu yaşam boşluklarının uygun olmaması ile asansör kuyusundaki ayırıcı bölmeye ilişkin uygunsuzluklar sıralandı.
Yıllara göre denetim verileri de sektörün karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koydu. 2020 yılında toplam 6 bin 251 denetimde uygunsuzluk oranı yüzde 31,55 iken bu oran 2021’de yüzde 28,67’ye, 2022’de yüzde 26,81’e, 2023’te yüzde 22,70’e ve 2024’te yüzde 20,95’e geriledi. 2025 yılında 15 bin 480 denetimin 3 bin 396’sında uygunsuzluk tespit edilirken oran yüzde 21,94 olarak kaydedildi. Sunumda yer alan 2026 ara verilerinde ise 5 bin 197 denetimin 1.174’ünde uygunsuzluk tespit edildi ve oran yüzde 22,5 olarak gösterildi.
Güvenlik aksamlarında testler mercek altında
Seminerde yalnızca tamamlanmış asansörlerin değil, sistem güvenliği açısından kritik öneme sahip güvenlik aksamlarının denetimi de ele alındı. Bakanlık sunumunda Asansör Yönetmeliği’nin Ek III’ünde yer alan güvenlik aksamlarından hız regülatörü, tampon ve güvenlik tertibatının test ve muayene çalışmalarının yürütüldüğü belirtildi. Bu kapsamdaki testlerin Bakanlıkla protokolü bulunan ve TÜRKAK tarafından TS EN ISO/IEC 17025 kapsamında akredite edilen BTSO MESYEB aracılığıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.
Test ve muayene sonucunda eksiklik tespit edilmesi halinde sürecin yalnızca doğrudan yaptırım uygulanmasından ibaret olmadığı da anlatıldı. Öncelikle ilgili tarafın savunmasının alınması, savunmanın teknik ekip tarafından incelenmesi, test sonucu ile savunmanın birlikte değerlendirilmesi ve Risk Değerlendirme Komisyonu tarafından risk kategorisinin belirlenmesi öngörülüyor. Ardından tespit edilen risk seviyesine göre düzeltme, bertaraf veya idari yaptırım süreçleri işletiliyor.
Sunumda güvenlik aksamlarına yönelik gerçekleştirilen denetimlerin sonuçları da paylaşıldı. Buna göre bugüne kadar 39 güvenlik aksamı test ve muayeneye tabi tutulurken bunların 33’ünün test ve muayene sonucunun uygunsuz olduğu belirtildi. Uygunsuzluk tespit edilen ürünlerde risk seviyesine göre 7223 sayılı Kanun kapsamında gerekli işlemlerin uygulandığı kaydedildi.
Tampon, hız regülatörü ve frenlerde hangi sorunlar görülüyor?
Güvenlik aksamlarına yönelik testlerde tespit edilen sorunlar da teknik ayrıntılarıyla paylaşıldı. Tamponlarda parçalanma ve ölçülen “g” değerlerinin standartta öngörülen değerlerin üzerine çıkması öne çıkan uygunsuzluklar arasında yer aldı.
Hız regülatörlerinde, regülatörün standartta belirtilen hızdan daha geç devreye girmesi, elektrik güvenlik tertibatının motorun elektriğinin kesilmesini sağlayan sinyali geç oluşturması veya geç iletmesi ve regülatörün fiziksel olarak hasar alması gibi sorunların görüldüğü aktarıldı.
Güvenlik tertibatı yani frenlerde ise “g” değerlerinin standart sınırlarını aşması, öngörülen yükte yeterli frenlemenin gerçekleştirilememesi ve beyan hızında frenin devreye girmemesi başlıca uygunsuzluklar arasında gösterildi.
Denetim kapsamının genişletilmesi planlanıyor
Bakanlığın geleceğe yönelik denetim stratejisi de Kayseri’de sektör temsilcileriyle paylaşıldı. Laboratuvar kapasitesinin artırılmasıyla Asansör Yönetmeliği’nin Ek III’ünde yer alan diğer güvenlik aksamlarının da denetim kapsamına alınmasına yönelik strateji hazırlanmasının hedeflendiği belirtildi.
Ayrıca Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlükleri ile sektör temsilcilerinden gelecek geri bildirimler doğrultusunda ihtiyaç oluşması halinde Asansör Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği’nde güncellemelerin gündeme gelebileceği ifade edildi.
Kamu ile sektör aynı masada
Teknik sunumların ardından program, TASFED Başkanı Cem Bozdağ’ın moderatörlüğünü yaptığı soru-cevap bölümüyle devam etti. Sektör temsilcileri sahada karşılaştıkları sorunları doğrudan Bakanlık ve TSE temsilcilerine aktarırken, denetim kriterlerinin uygulanması, sorumluluğun taraflar arasında nasıl belirleneceği, bakım firmalarının yükümlülükleri, kontrol ücretleri, idari yaptırımlar ve güvenlik aksamlarının test süreçleri konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.
Kayseri’de gerçekleştirilen buluşma, PGD’nin yalnızca bir denetim veya cezai yaptırım mekanizması olmadığını; tasarımdan montaja, piyasaya arzdan bakıma, periyodik kontrolden güvenlik aksamlarının testine kadar uzanan bütünsel bir ürün güvenliği sisteminin parçası olduğunu bir kez daha ortaya koydu.



